Loading

Zanzibar Dalış Rehberi

Afrika’nın Kıyısında

Kara kıtanın 25 mil açığında, fildişi kumsalları ve turkuaz rengi sularıyla Hint Okyanusunun ortasında henüz turistler tarafından istila edilmemiş bir cennete yolumuz düşüyor bu gezide; Zanzibar.. 

Emirattes Havayolları ile Dubai üzerinden önce ana kara Tanzanya’ya, oradan da lokal aktarma ile okyanus ortasındaki Zanzibar’a uçuyoruz.

Tanzanya’ya bağlı Zanzibar (asıl adı ile Unguja) ve Pemba adlı 2 adanın birleşiminden oluşan ada takımı, yıllar boyu hükümdarlığı altında kaldığı farklı kültür ve ırkları içerisinde harmanlamış. Pers mimarisinin Arap estetiği ile karıştığı, müezzin okulları, klise ayinleri ve voodoo büyülerinin içiçe geçtiği, yerli halk Masai’lerin İngilizce konuştuğu bu ada, ününü aldığı baharatları gibi karışık ve egzotik kokulu.

STONE TOWN

Zanzibar’daki ilk durağımız UNESCO tarafından dünya mirası kabul edilen ve korumaya alınan merkez şehir Stone Town. Şehir merkezinde yaptığımız yürüyüş turu ile Zanzibar’ın otantik dokusu ve harika kapılarına hayran olurken halkın fakirliği de içinizi acıtıyor. Stone Town’ın en büyük özelliği ve dünya çapındaki ünü, geçtiğimiz yüzyıla kadar dünya köle ticaretinin merkezi olması. Farsçada “Zenci Sahili” anlamına gelen Zanzibar, Umman’lı araplar tarafından Afrika’dan tutsak edilen halkı ada üzerinden Güney Amerika ve Avrupa ülkelerine satmak üzere üs olarak kullanılmış. Kentin merkezinde 20 metre kare odaya en az 100 kölenin sığdırıldığı ve daha sonra açık artırma ile satıldığı köle pazarı, şimdi bu acı günleri unutmamak adına turistlerin ziyaretine açılmış.

Bu kadar geçmişe gitmek istemeyenler ve daha keyifli konularla ilgilenenler ise, Zanzibar’ı Fredy Mercury’nin doğduğu şehir olarak anmayı tercih edebilirler. Aslen Hintli olan “adamımız” Farroukh Bulsara’nın 1946’da doğduğu evi ada üzerinde görebilirsiniz.

Sıcak ve nemli havada bembeyaz önlükleri ve mavi başöstüleri içerisinde gülümseyerek poz veren Zanzibar’lı çocukları Stone Town’da bırakarak kuzeye doğru çıktıkça Zanzibar’ın turistik yüzü ile tanışmaya başlıyoruz. Gezimizin ilk yarısını geçireceğimiz ve adanın ünlü ahtapot avcılarını görüntüleyeceğimiz yerleşimin adı Nungwi Village.

Zanzibar adasının kuzeyindeki bu ufak köy dünyanın dört yanından gelen turistleri ağırlarken otantik havasından da ödün vermemiş. Balıkçı köyünün fakirliği ile balık restorantları, barları ve uçsuz bucaksız beyaz sahillerindeki bikinili turistleri tam bir tezat oluşturuyor.  Halkın geçimini balıkçılıktan sağladığı bölgedeki lüks tatil köyleri de Tanzanya’nın yerli Masai halkını güvenlik görevlisi olarak kullanmakta.

Biz ise bu köye Zanzibar’ın ünlü ahtapot avcılarından biri ile tanışmak için geldik. Avcımızı balık pazarında dolaşırken buluyoruz. Adı Abbas... 2 çocuklu ailesinin tüm geçimini balıkçılık ve ahtapot avcılığı ile sağlıyor. Balık pazarından sonra evinde de ziyaret ettiğimiz Abbas’ı belgesele konu olması için ikna ettikten sonra, ertesi sabah erkenden limanda buluşmak üzere sözleşip ayrılıyoruz. Artık Zanzibar’ın turkuaz sularının ve fildşi sahillerinin tadını çıkartabiliriz. Adaya özgü yekpare ağaç gövdesinden yapılan ve tek bir büyük yelkeni rüzgara açan “Dhow”ların ufukta süzüldüğü muhteşem gün batımı manzarası insanı her akşam esir alıyor.

Çekim sabahı Abbas erkenden teknesinin başında bizi bekliyor. Tekne gene Zanzibar’a özgü katamaran türü bir Dhow. Daracık yekpare ahşap gövdesinden çıkan büyük tek bir yelkeni ile Masai’lerin kendisi gibi tekneleri de uzun ve ince. Abbas’la denizin üzerinde ilerlerken bir yandan da avın hikayesini dinliyoruz. Bizim için o kadar sevimsiz ve “vahşi” bu av hikayesi Zanzibar’lı balıkçılar için günün rutini. Avcımız elindeki ağaç gövdesinden yapılma mızrağı ile savaşçı kabile ruhunu balıkçılığa aktarmış gibi görünüyor.

Yaklaşık 1.5 saatlik arayışın ardından Abbas avını tespit ediyor ve suya dalıyor. Bundan sonrası gerçek bir mücadele. Bir yanda ailesinin tek geçimini sağlamak için balık pazarına hergün bir ahtapot götürmek zorunda olan Abbas, bir yanda da herşeyden habersiz kovuğunda oturmuş ahtapot. Abbas ahtapotun yerini tespit ettikten sonra önce tek hamle ile mızrağı saplıyor ve ahtapotu kovuktan çekiyor. Bir anda heryeri kum ve mürekkep tortuları kaplıyor. Ahtapot avcısı tek nefeste 5 metre derinlikte vurduğu ahtapotu kendisine dolanmadan yukarı çıkartmaya, ahtapot ise var gücü ile avcının kollarına dolanarak onu kilitleyip güçsüz bırakmaya çalışıyor. Ahtapot dolandıkça ve vantuzları ile yapıştıkça Abbas bir yandan yüzeye çıkıp bir yandan da kendini vantuzlardan kurtarmaya çalışıyor.

Yaklaşık 2-3 dakika süren mücadele sonunda beklenen şekilde insanoğlu galip. Ellerindeki ahtapotun cansız kolları suda serbestçe süzülürken Abbas görevi tamamlamanın gururu ile sudan çıkarttığı avını teknenin direğinde sergiliyor. Ahtapotun bundan sonraki durağı balık pazarı tezgahı olacak, Abbas bu avı sayesinde evine tam 3.000 Şilin yani 3 Amerikan doları götürüp ailesinin karnını doyururken aynı ahtapot en az on katı fiyata Zanzibar’ın lüks balık restoranlarında turistlerin mezesi olmaya doğru yol alıyor.

Zanzibar’ın suüstü ne kadar renkli, farklı ve egzotikse sualtı da bir o kadar hareketli. Adayı dünyaca ünlü yapan sadece ahtapotları değil, Balina köpekbalıklarından mantalara büyük

hayvanların geçiş mekanı olması ve sınırsız renkteki makro sualtı yaşamı. Dalış merkezinde hazırladığımız malzemeler yaşlı bir öküzün çektiği “dalış arabamıza” yüklendikten sonra sahilin yolunu tutuyoruz. Geleneksel Dhow’lardan bir boy büyük ahşap bir tekne ile çıktığımız ilk dalışlarda kaplumbağa ve büyük balık sürüleri ile merhabalaşıyoruz. Aşağıdaki hareket inanılmaz. Hint okyanusunun bütün renkleri el değmemiş bu bakir resiflerde dalıcıları kucaklıyor. Fotoğrafçılar için hem geniş açı hem de makro cenneti suların sakinleri bizi şaşkın ve sakin bakışlarla karşılayıp son derece rahat pozlar sergiliyor.

Jozani Forest

Bugün gezinin ikinci yarısına başlıyoruz. Zanzibar’dan ayrılmadan önce adanın dünyaca ünlü baharat bahçeleri ve Jozani Ormanını ziyaret edeceğiz. Baharat tarlaları aklınıza gelebilecek her türlü koku ve bitkinin biraraya gelmesinden oluşuyor. Yerdeki her ot ayrı bir koku. Yaseminler, karanfiller, Ylang Ylang otları, biberiyeler, znecefiller, vanilyalar ve adını aklımda tutamadığım daha nicesini rehberimiz teker teker koklatıp muz yaprağından yapılma “alışveriş çantamıza” atıyor. Baharat turumuz ada meyvelerini tattığımız biz açık büfe tadım sofrası ile sona erdikten sonra Jpzanni Forest’a doğru ilerliyoruz.


Hint Okyanusunun ortasında düpedüz bir tabak gibi yerleşen Zanzibar aslında bir mercan adası. Dolayısıla bastığınız yürüdüğünüz her yer de aslında mercan kayaları. Jozani ormanı ise adanın tarıma açılmamış ve korumaya alınmış orjinal faunasından bir parça. 1950’lerde korunmaya alınan orman adanın yüksek nemli ortamına özgü tropikal bitki ve ağaçlardan bir kesit sunuyor.  Ormanın en önemli sakinleri ise adaya özgü Kırmızı Colobus maymunları. Jozani’de mercan kayalıkları üzerinde yetişen tuzlu su ağaçları Mangrovların ormanındaki yürüyüşten sonra artık ana ada Ungaji’ye veda ediyoruz.

PEMBA

Akşamüzeri çift pervenli ufak uçağımız bizi kuzeydeki küçük kardeş Pemba’ya uçuruyor. Uçağın penceresinden aşağıdaki beyaz kumsallar ve mercan resiflerinin turkuaz mavisini seyrederek 40 dakikalık bir uçuşla Pemba’ya varıyoruz.

Zanzibar ve Pemba bu kadar yakın iki ada olmasına rağmen birbirinden bir o kadar da farklı. Uçak Pemba’ya indiğinde adanın neden Zanzibar’ın gölgesinde kaldığını ve “sınıf atlayamadığını” anlıyorsunuz. Zanzibar’ın turistik göz alıcı beyaz kumsallarından Pemba’da eser yok. Kıyılarını Mangrov ve keskin mercanların kapladığı adanın en büyük yerleşimi Chake Chake adlı balıkçı köyü. Konaklamamızı bu köyde, muz ağaçları ortasındaki eski misyonerlere ait bir lodge’da yapıyoruz.

Pemba son derece ilginç bir ada. Halkın çoğunluğunun müslüman  olduğu ve sabah ezan sesi ile uyandığınız adada akşam yemeğinde tam tam sesleri eşlik ediyor. Halk müslümanlıktan sonra da eski geleneklerini bırakmadığı için vodoo ve büyücülük çok yaygın olarak kullanılıyor. Rehberimiz bize “1-2 saat sürerse düğün ya da cenazedir daha uzunsa büyü çıkartıyorlardır” diye bilgi veriyor. “Bu ne çelişki” diye düşünürken bu sefer de ertesi sabah kliseden gelen Pazar ayini sesleri ile uyanınca Pemba’ya kafa yormaktan vazgeçiyorum.

Bölgede gün içerisinde neredeyse 2 metreye varan gel git farkları yaşanıyor. Beyaz kumsalları olan mercan adaları gün içerisinde bir görünüp bir sular altında kayboluyor. Biz de dalışların arasında dinlenmek için ıssız ufak bir mercan adasına çıkıyoruz. Adanın ufak beyaz plajı gelgit suları arasında kaybolmuş durumda. Mangrove’lar ve palmiyelerle kaplı mercan adada gezinirken ufak bir lagun keşfediyoruz. Fotoğraf makinaları yanımızda olsa görüntü muhteşem..

Pemba’nın dalışlarından sonra adanın kara yaşamını görmenin vakti geldi. Yağmur ormanları ve adaya özgü, dünyanın başka yerinde bulunmayan Flying Fox adlı yarasaları mutlaka görülmesi gereken atraksiyonlar.  Pelerin giymiş tilkilere benzeyen bu kocaman yarasalar ağaçların üzerinde tepe takla sallanırken kızıl kürkleri güneş altında parlıyor. Çok da samimi olmaya gerek olmayan, neredeyse yarı boyum kadar yarasaları ada halkının zaman zaman yediğini de bu esnada öğreniyoruz.

Pemba köylerinden geçerken rengarenk giysileri içerisinde çocuklar bize el sallıyor. Pemba’da yaşamın basitliği gibi, köylerin isimleri de  son derece kolay; Muz Köyü, Fıstık Köyü, Balık Köyü anlamına gelen Swahili adları ile ada boyunca sıralanıyorlar.

Ada turumuzun sonunda artık bizi Tanzanya ana karaya götürecek uçağımıza biniyoruz. Kopkoyu bir tropik yağmur altında etrafta hiç birşey görünmezken, 14 kişilik çift motorlu Cessna tipi uçağımızın pilotu “sakin olun biraz sarsılabilirz” uyarısında bulunuyor. Pemba’da bu tür hayati tehlike uyarılarına artık çok alıştığımız için pilot kimsede bir tedirginlik yaratmış değil. Fakat uçak fırtına bulutları arasına girip sarsılmaya başladığı ve hava boşluğunda aşağıya düştüğümüz zaman yüzlerdeki ifadeler değişmeye başlıyor. Kabinle kokpitin içiçe olduğu uçakta pilotun telaşı ve uyarı ışıklarını görünce, “tamam” diyorum “bunu yaşamak da varmış”. Zanzibar havalimanı uçağın Zanzibar’a inmesini istiyor ama bu durumda Emirattes Havayollarının bizi eve götürcek uçuşunu kaçıracağımız için pilot Dar Es Salam’a doğru devam etmeyi tercih ediyor. Gerçi pilot fikrimizi sorsa “boşver kaçıralım” seçeneğini tercih edecek olanlarımız mevcut. Sert rüzgarda sağa sola yalpalayan uçak burnunun dikine Dar Es Salam pistine inerken uçakta gene tüm uyarı ışıkları bangır bangır ötüyor. Sağ sağlim Tanzanya’ya ayak bastıktan sonra da tüm Zanzşbar uçuşlarının iptal edildiğini öğreniyoruz. Bu geziye de böyle maceralı bir son yakışırdı gerçekten :)


Tarih:
Zanzibar yıllarca köle rotasının ana merkezi olarak kullanılmıştır.
Ada  nüfusunun % 97’si Müslüman,  % 3’ü Hindu ve Hıristiyan karışıktır.
Adaya ilk yerleşenler ana kıta Tanzanya’dan göç eden yerli zenci ırklar iken 10. yüzyılda  Pers tüccarlar adayı keşfedip ticaret merkezi haline getirmiştir. Zanzibar bir sure Portekiz kontrolünde olmasına rağmen 16-19 yüzyıllarda adanın yönetimi Oman’lı Araplarına geçmiştir.

Oman sultanı adayı karanfil üretimin merkezi yapmış ve bu dönemde köle ticareti giderek büyümüştür,  İngilizlerin müdahale etmesi ile denizden köle ticareti 1873 yılında yasaklanmıştır.


İklim: Adada yaz kış ekvator iklimi hakimdir. Şubat -Mayıs dönemleri yağmurlu olmasına rağmen ortalama hava sıcaklığı 25 C altına düşmez.

Genel bilgiler: 3800 km2 yüzölçümüne sahip adada Yaklaşık nüfusun 800.000 olduğu Zanzibar adasının ana gelir kaynağı tarım, balıkçılık ve turizmdir.
Karanfil, baharat ve hindistancevizi ihraç ürünlerinin başında gelir. Adada 220 volt elektrik kullanılmaktadır.


Dil: Adada resmi dil Swahili olmasına rağmen İngilizce konuşma oranı çok yüksektir.

Din: Zanzibar müslüman bir adadır.Zanzibar da özellikle dini yerleri ziyaret ederken giyim uşamımıza dikkat etmeliyiz.

Fotoğrafcılara yönelik: Zanzibar sualtı nın yanısıra özellikle su üstündede çok güzel fotoğrafik fırsatlar sunmaktadır.Stone Town ve çevresi zanzibarın en eski semti dir ve eski kölelik zamanından kalma evleri ile dikkat çekmektedir.

Konaklamalar: En lüks otel kompleksin den tutun bütçeye zararı olmayan Konuk evlerine kadar farklı opsiyonlar mevcuttur.Çoğu otel dalış hizmeti de vermektedir.

Para birimi: Tanzanya şilini (Amerikan doları ve kredi kartları çoğu yerde kabul edilir. Hatta ödeme ve alışveriş için yerel para birimi yerine Amerikan doları kullanmak mümkündür).

Sağlık: Adaya gelirken sarı humma aşısı olup ve sıtmaya karsı önlem alınması tavsiye edilir.Gelirken yanınızda muhakkak sinek kovucu ilaç ve kolları bacakları örtece hafif bir kıyafet alınmalıdır.
Sarı humma aşısını Karaköy de il sağlık müdürlüğünden yaptırabilirsiniz.
Sıtma hapları yine karaköyde ki eczanelerde mevcuttur.

Vize: Türk vatandaşları için Zanzibar’a vize alınması ve pasaportların en az 1 sene  geçerli olması gerekmektedir.
Vize online olarak alınmaktadır.
2 adet fotoğraf başvuru formu ve gelir belgeleyen bir yazıya ihtiyacınız vardır.